Siyah Kan

Adını ilk okuyunca kan neden siyah akarki demiştim, okuyunca öğrendim. İnanılmaz bir kurgu, sınırsız bir hayal gücü Grange denince akan sular zaten durur bende de bu da bambaşka bir kitap! Mutlaka okunmalı hatta kitap alınıp kitaplığın en güzel yerinde korunmalı biraz zaman geçtikten sonra tekrar okunmalı.

İşte kitabın çıktığı Doğan yayıncılığın kitap için yazdıkları…

J. C. Grangé yine işbaşında.Yine kanlı, yine delice, yine korkutucu bir roman var karşımızda: “Siyah Kan”.Yazarın bir yıl gibi kısa bir sürede kaleme aldığı kitap serbest dalış şampiyonu bir katil ile eski paparazzi, kötülük fikrine ve kaynağına takıntılı bir gazeteciyi karşı karşıya getiriyor. Katil hapiste… Ama daha önce Kamboçya, Tayland, Malezya’da kan dökmüş. Kadınların kanı… Gazetecinin onunla temasa geçmek için oynadığı oyun romanın temelini oluşturuyor. Ama katil bu yemi bir süre sonra yutmuyor. İşte gerçek heyecan da orada başlıyor. Kim av, kim avcı, birbirine karışıyor. Grangé hayranlarını hayal kırıklığına uğratmayacak bir roman “Siyah Kan”. Paris’ten Asya’ya doğru deliliğin sınırında bir yolculuk… Dört yüz küsur sayfalık gerilimli bir kâbus… Çok çekici… Yazarın ustalığı kendini bir kez daha çarpıcı bir şekilde gösteriyor. “Siyah Kan”ı okurken kötülüğün ve kötülerin dünyasına doğru nefes nefese bir koşu tutturduğunuzu fark ediyorsunuz. Bu çılgınca koşuya karşı koymak imkansız!

Kitaplar…

 Merhaba arkadaşlar. Yaz geldi, yani tatil geldi 🙂 benim için en ideal tatil şezlong+şemsiye+kitap demek. Sabahtan denize girip bütün günü okuyarak geçirebilirim. Tabi böyle bir tatil, tatil arkadaşlarınız tarafından hoş karşılanmayabilir zira en son kayınvalidem bir günü daha bu şekilde geçirdiğim takdirde beni kitaplarımı yakmakla korkutmuştu.  İşin şakası ben kitaplara gömüldümmü hayat durur. Hele de okumakta olduğum kitap sevdiğim bir yazarın kitabı ise… Bazı yazarlar size yakın gelir, onların kitaplarının çıkmasını beklersiniz, okurken çabuk çabuk ve nolur bitmesin diye okursunuz 🙂 Şimdi benim için aslına bakarsanız dünya için çok önemli bir yazarın birkaç kitabını tanıtmak istiyorum size. Ama uyarayım bir kitabını okuduğunuz zaman mutlaka diğerlerini de okumak isteyeceksiniz Kurgu ustası, polisiye romanların kralı JEAN CHRİSTOPHE GRANGE!!!

  Önce yazar hakkında bilgi verelim sonra da benim ilk okuduğum ve bende ayrı bir yeri olan ‘Siyah Kan’ kitabı ile tanıtımlara başlayalım…

Fransız yazar Jean-Christophe Grangé 15 Temmuz 1961’de Paris’te doğdu. Serbest gazeteci olarak çeşitli haber ajansları ve gazeteler için çalıştı.

Leyleklerin Uçuşu adlı ilk romanı 1994‘te yayımlandı. Bu kitap Fransa‘da 450000 adet sattı ve sekiz bölümlük bir TV dizisi haline getirildi.

Yazarın ikinci eseri Türkiye baskısını Şubat 2001‘de yapan ve 20 dile çevrilen Les Rivières pourpres Kızıl Nehirler‘di. Roman beyazperdeye taşındığında yönetmen koltuğunda Mathieu Kassovitz vardı. Başrollerde ise Jean Reno ve Vincent Cassel yer aldı.

Grangé’ın üçüncü romanı Le Concile de Pierre Taş Meclisi Eylül 2000‘de piyasaya çıktı ve Fransa‘da kısa sürede 150000 adet sattı. Türkiye’de Ağustos 2001‘de yayımlandı. 2006 yılında Stéphane Cabel ve Guillaume Nicloux tarafından senaryolaştırılan kitap, Guillaume Nicloux yönetiminde sinemaya uyarlandı. Filmin oyuncu kadrusnda Monica Bellucci, Catherine Deneuve, Moritz Bleibtreu, Sami Bouajila, Elsa Zylberstein, Nicolas Thau, Tubtchine Bayaertu, Laurent Grévill gibi güçlü isimler yer aldı.

2003 yılında L’Empire des loupsKurtlar İmparatorluğu (roman)‘nu yayımladı. Eser 2005 yılında Chris Nohan‘ın yönetmenliğinde beyazperdeye aktarıldı. Kurtlar İmparatorluğu (film)‘nda Jean Reno‘nun yanı sıra Emre Kınay da yer aldı. Kitabın Türkiye baskısı Temmuz 2003‘te yapıldı.

Grangé’ın bir yıl gibi kısa bir sürede kaleme aldığı La Ligne noire (Siyah Kan) ise Mayıs 2005‘te yaptığı ilk baskısı ile raflardaki yerini aldı.

Yazarın 2007 yılında yayımlanan eseri Le Serment des limbes (Şeytan Yemini) Türkiye’de ilk baskısını Ağustos 2007’de yaptı. Sonraki kitabı Koloni 2009 ağustos ayında Türkiye’de satışa çıktı Yazarın son kitabı Ölü Ruhlar Ormanı, 2010 yılında Türk okuyucularıyla buluştu.

Bunların yanı sıra yazarın Zener’in Laneti isimli bir çizgi roman çalışması da bulunmaktadır.

Sırayla Romanları:

KULÜP EROTİKA

 

 Birkaç gün önce okuduğum bir kitabı paylaşmak istiyorum sizlerle. Hem gülmek hem de ağlamak isteyenlere… Adından da anlaşılacağı üzere erotik anlatımların yoğun olduğu kitap aslında çok güzel bir arkadaşlığı da anlatıyor.  Ben okudum, okuyunca mutlu oldum. Keyifle okunası bir kitap…

Kitabın tanıtım yazısından…

Dört kadın boş bir konferans odasında buluşurlar. Her biri biraz gergin, biraz da fesattır ve hepsi de kendi yaratımları olan fantezilerle doludur. Önceleri öğle tatillerinde sıkıcı edebi toplantılar olarak başlayan bu buluşmalar zamanla daha farklı, daha gizli saklı ve yasaklı bir şeye dönüşür… ve sonsuza kadar sürecek arkadaşlıkların temeli atılır.

‘Kadın dostlar hakkında son derece zekice,

yer yer komik ve tabii ki buram buram erotizm kokan bir hikâye.’

– Kirkus Reviews

Asi Melekler

Merhaba arkadaşlar ilk blog deneyimimle karşınızdayım 🙂 Nilay’ın ısrarıyya Bora’nında açalım nasılsa yazmazsın deyişiyle karar verip açtık bu bloğu 🙂 Adettendir öncelikle bizlere böyle imkanları tanıyan bu nadide insanlara sevgi ve saygılarımı sunuyorum… İlk yazımı da tutkunu olduğum kitaplar konusunda yazıyorum…

Yazarın ikinci kitabı olan kitap dünyada oldukça ilgi çekmiş. Vampir serilerinin çoğunu okumuş biri olarak melekler bana iyi geldi. Kitap anlatım tarzı olarak kurgu değil de sanki tecrübeyle yazılmış bir günlükten alıntı gibi. Tavsiye ediyor muyum ? KESİNLİKLE

Kitap hakkında birkaç görüş…

“Bir kez  Asi Melekler’in büyüleyici dünyasına girdiniz mi, diyeceksiniz ki:Vampirler mi? Vampirler kimin umrunda?  PEOPLE

Asi Melekler neredeyse halüsinasyon etkisine sahip. Yozşalmış, psikolojik ve dini öğeleri zengin ve tuhaf bir tabloda kaynaştırıp, okuru gerçekliğin şokuyla yüz yüze getiriyor”   TIME